Dervişoğlu: Kayyım anlayışına karşı olmak bizim temel ilkelerimizin doğal bir gereğidir

TAKİP ET

Umutcan ÖREN/ANKARA, (DHA)- İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoşoğlu, "Kime yönelirse yönelsin, hangi partiye, hangi belediyeye, hangi siyasi iradeye yapılırsa yapılsın; milletin tercih hakkını yok sayan kayyım anlayışına karşı olmak bizim temel ilkelerimizin doğal bir gereğidir" dedi

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoşoğlu, Kime yönelirse yönelsin, hangi partiye, hangi belediyeye, hangi siyasi iradeye yapılırsa yapılsın; milletin tercih hakkını yok sayan kayyım anlayışına karşı olmak bizim temel ilkelerimizin doğal bir gereğidir dedi.

İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, İYİ Parti Genel Merkez binasında gerçekleştirilen Siyaset Akademisi'nin ikinci dönem açılışına katıldı. Burada gündeme dair açıklamalarda bulunan Dervişoğlu, Devletin aklı, milletin rızasını, hukukun üstünlüğünü, kurumların devamlılığını ve Cumhuriyet'in emanetini birlikte koruyabilme kabiliyetidir. Kendi hukukunu zayıflatan, kendi kurumlarını aşındıran, milletin tercih hakkını daraltan hiçbir anlayış, kendisine 'devlet aklı' diyemez. Türkiye'de milletin aklıyla alay etmenin adı 'devlet aklı' olamaz. Bugün Türk milletinin karşı karşıya olduğu esas sorun da budur. Milletin, devleti yönetme yetkisi verdiği kişiler veya makamlar, üzerine yemin ettikleri anayasayı, asırların inşa ettiği örfü, geleneği, kanunları ve kurumları kısaca Cumhuriyet birikimini aşındırmaktadır. Emanet edileni yönetmek yerine, emanetin kendisini dönüştürmeye çalışmaktadırlar. Milletin rızasıyla kurulan düzenin yerine, milletin rızasını daraltan başka bir düzen arayışını koymaktadırlar. İYİ Parti'nin asla kabul etmeyeceği şey budur. Kim buna hangi adı takarsa taksın, üzerini, hangi cilalı kavramla örterse örtsün, hangi gerekçeyle meşrulaştırmaya çalışırsa çalışsın; millet iradesini işlemez kılan, Cumhuriyet'i kişisel ikbal hesaplarına bağlayan hiçbir anlayışa boyun eğmeyiz diye konuştu.

'HİÇBİR DİKTATÖRLÜK NİYETİ, DEMOKRASİ KILIFINA SIĞMAZ'

Demokrasinin dönem dönem uygulama biçimi bakımından farklılıklar gösterebileceğini, şartların değişebileceğini söyleyen Müsavat Dervişoğlu, Sistemler tartışılabilir, usuller yenilenebilir ancak hiçbir diktatörlük niyeti, demokrasi kılıfına sığmaz. Hiçbir hanedanlık özlemi, milli irade laflarıyla masumlaştırılamaz. Hiçbir vesayet arayışı da Cumhuriyet adına savunulamaz. Bir memlekette, seçimin yerini atama, rekabetin yerini müdahale, hukukun yerini imtiyaz alıyorsa, orada siyasetin kendisi askıya alınıyordur. Biz bu tabloya 'Siyasetsizlik durağı' diyoruz. Siyasetsizlik durağı, milletin tercih hakkından mahrum edildiği yerdir. Partilerin, belediyelerin, kurumların ve toplumun doğal işleyişine müdahale edildiği yerdir. Rekabetten korkanların, milletin kararına güvenmeyenlerin, hukuku siyasetin aracı haline getirenlerin varmak istediği son duraktır. Bu sebeple kime yönelirse yönelsin, hangi partiye, hangi belediyeye, hangi siyasi iradeye yapılırsa yapılsın; milletin tercih hakkını yok sayan kayyım anlayışına karşı olmak, bizim temel ilkelerimizin doğal bir gereğidir ifadelerini kullandı.

'BİZ, DEVLET İLE MİLLET ARASINDAKİ AKDİN MUHAFIZLARIYIZ'

Dervişoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

Biz, yeni olanla, kadim olan arasındaki doğru bağı kuranlarız. Kopan bağları onaranlar, parçalanan toplumsal güveni yeniden tesis edenleriz. Biz, devlet ile millet arasındaki akdin muhafızlarıyız. Hukuk ile hürriyet arasında, devlet ile millet arasında, güvenlik ile demokrasi arasında, değişim ile süreklilik arasında denge kuranlarız. Bugün burada bulunan her bir arkadaşımızdan beklentimiz de budur. Buraya yalnızca dinlemeye gelmediniz. Buraya düşünmeye geldiniz. Sorgulamaya geldiniz. Öğrenmeye, tartışmaya, daha önemlisi konuşmaya geldiniz. Bu akademiden yalnızca bilgiyle değil sorumluluk duygusuyla ayrılmanızı istiyoruz. Yalnızca kavramlarla değil, o kavramların ahlakıyla buluşmanızı istiyoruz. Yalnızca siyasetin teknik tarafını değil, siyasetin vicdanını, edebini ve millet önündeki mesuliyetini içselleştirmenizi istiyoruz. Çünkü Türkiye'nin ihtiyacı, yalnızca yeni sözler ve yüzler değildir. Türkiye'nin ihtiyacı, sözüyle özü bir olan kadrolardır. Dünyayı okuyabilen, milleti anlayabilen, devleti bilen, hukuku savunan, Cumhuriyet'e sadakatle bağlı siyasi kadrolardır. Türkiye'nin ihtiyacı, siyasetsizlik durağına saplanıp kalmayan, siyaseti yeniden milletin hizmetine veren güçlü ve kutlu bir iradedir.