Reklam

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te katıldığı "Demokrasi Konuşmaları" etkinliğinde konuştu: (3)

- "(Kılıçdaroğlu'nun TÜİK'ten randevu istemesi) Randevu vermeyince bu küplere biniyor. Bu devletin kurumlarının sana veya avanene hesap verme sorumluluğu yoktur. Onlar hesabı sadece sorumlusu olduğu birinci derecede Cumhurbaşkanı, bunun dışında da ilgili bakanlara verirler" - "Bundan sonraki süreç 15 Temmuz gibi olmaz. Bundan sonraki süreçte biz birçok şeye hazırız. Bedelini ağır öderler" - "2023'e biz Allah'ın izniyle farklı gireceğiz. Farklı girerken de 2015'te yaşadıklarımızı daha önce yaşadıklarımızı da yaşamak istemiyoruz"

Editör: Karaman Biz
05 Aralık 2021 - 22:48
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun TÜİK'ten randevu istemesine ilişkin, "Randevu vermeyince bu küplere biniyor. Bu devletin kurumlarının sana veya avanene hesap verme sorumluluğu yoktur. Onlar hesabı sadece sorumlusu olduğu birinci derecede Cumhurbaşkanı, bunun dışında da ilgili bakanlara verirler." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, eşi Emine Erdoğan ile dün Siirt ziyareti sırasında katıldığı "Demokrasi Konuşmaları" etkinliği programının görüntüleri paylaşıldı. Erdoğan, buradaki konuşmasının ardından sözü programa katılan vatandaşlara verdi.

"Siz evde Siirt yemeklerini mi yoksa Karadeniz yemeklerini mi tercih ediyorsunuz? Cumhurbaşkanımıza Siirt yemeklerini sevdirdiniz mi?" sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, evlendikleri zaman Karadeniz yemeklerini hiç bilmediğini söyledi.

Karadeniz yemeklerini hiç bilmediği halde kısa zamanda alıştığını ve severek yediğini dile getiren Emine Erdoğan, "Bu arada tabii Başkan da bize gelip gittikçe nişanlılık döneminden itibaren Siirt yemeklerimizi ikram ediyorduk. O da gerçekten çok beğendi." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Siirt yemeklerini bilmediğini belirterek, kayınvalidesinin bu işlerde hassas olduğunu kaydetti.

Emine Erdoğan, Siirt'te doğmadığını ve büyümediğini ifade ederek, Siirtli olmaktan her zaman gurur duyduğunu söyledi. İstanbul'da doğup büyüdüğünü anlatan Emine Erdoğan, Siirt yemeklerinin evlerinde her zaman olduğunu aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve çocuklarının yemek seçme huyunun olmadığını dile getiren Emine Erdoğan, evde iki tarafın yemeğinin de severek yendiğini kaydetti.

Nergis Erdik, geçen yıl vefat eden kardeşi eski AK Parti İstanbul Milletvekili Markar Esayan'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı çok sevdiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Esayan'ın gerçekten çok farklı biri olduğunu, son dönemlerinde ıstırabına rağmen yaşamı ve istikameti kaybetmeden yoluna devam ettiğini söyledi.

Erdoğan, "Onun o duruşu bizde özellikle cemaate bakışı bile değiştirdi. Nitekim arkadaşlarımızın içerisinde de yani Markar'ın o duruşu sebebiyle yaklaşımları çok farklı olanlar, gerek vefatında da bunu ortaya koydular. Markar farklı bir insandı. Kalemiyle farklıydı, Merkez Karar Yönetim Kurulu'ndaki düşüncelerini ortaya koyuşuyla farklıydı ve biz onun farklılığını da hep hayırla yad ettik." diye konuştu.

Bitlis'ten gelen Nisanur Karayağız da çevre ve doğa konusunda yapılan çalışmalara değinerek, Erdoğan çiftine İstanbul'daki evlerinde hayvan besleyip beslemediklerini sordu.

Emine Erdoğan, Üsküdar'da bahçeli bir evde büyüdüğünü ve kedisi olduğunu belirtti. Dönem dönem farklı hayvanları sahiplendiklerini ifade eden Emine Erdoğan, oğlunun bir köpeğinin, torunlarının da kedilerinin olduğunu kaydetti. Evlerinde de kedilerinin bulunduğunu anlatan Emine Erdoğan, sahiplendiği "Leblebi" isimli engelli köpeğin de Ankara'da kendileriyle beraber olduğunu söyledi.

Emine Erdoğan, "Herkese tavsiye ederim. Satın almayı değil de hayvan barınaklarından hayvan edinirlerse hem kendileri hem çocukları için çok daha iyi olur." dedi.

- "Her an her şeye hazır olmamız lazım"

"Üzerinizdeki özel bir kumaş herhalde. Şalu şepik dediklerinden. Onu anlatır mısınız?" sorusuna karşılık Emine Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bugün gerçekten bir tevafuk oldu. Başkan'ın ne ceket giydiğini göremedim ben. Sonra Siirt'e geldikten sonra fark ettim ki ikimiz de aynı kumaştan ve aynı renkten giyinmişiz. Bunun bir özelliği var. Bu, Siirt'e has Eruh ilçemizde yapılan bir dokuma. Eni çok dar. Geleneksel bir dokuma, keçi yününden sanıyorum. Yanlış söylemiyorum inşallah. Bu kumaşlarımız teşvik verilerek, Sayın Başkan'ım geleceğe de taşınsın istiyorum. Evet, şalu şepik kumaşından yapılan giysilerimiz bunlar. İnşallah tasarımcılarımıza da bir örnek oldu."

Konya'dan gelen 15 Temmuz gazisi Halit Şener de "Belki kısa vadede darbeler gündeminizde olmayabilir. Tekrarlanmaması için toplumumuza tavsiyeleriniz nedir?" sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Her şeyden önce tabii Allah bizlere bir daha bu tür 15 Temmuz'ları falan yaşatmasın. Çünkü 251 şehidimiz, 2 bini aşkın gazimiz var. Bütün bunların içerisinde Ankara, İstanbul başta olmak üzere buralarda bu şehitleri, bu gazileri verdik. Bu işin banisi, bu işin bir numaralı sorumlusu kimdir dendiği zaman FETÖ terör örgütü. Onun özellikle attığı adımlarla bunlar oldu. Hele ben Ankara'daki özel kuvvetlerde, oradaki o kahraman polislerimizin şehadetlerini onları da unutamıyorum. Çünkü onlar çok çok farklı. Özel kuvvet olarak yetişmiş bu insanları bile havadan bombardımanla şehit ettiler. Bu vicdanla şunla bunla bunun tanımı mümkün değil. Aynı şekilde İstanbul'da şehitler köprüsü üzerinde olan hadiseler. Her an her şeye buna rağmen hazır olmamız lazım. Ama bundan sonraki süreç 15 Temmuz gibi olmaz. Bundan sonraki süreçte biz birçok şeye hazırız. Bedelini ağır öderler."

- "Bütün mesele birbirimizi anlamak"

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Türkiye İstatistik Kurumundan (TÜİK) randevu istemesine ilişkin, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Bay Kemal Merkez Bankasına randevu istiyor. Merkez Bankası da buna randevu veriyor. Bağımsız ya, bağımsızlığının gereği olarak randevu veriyor. Gidiyorsun ne sorarsan cevabını alıyorsun. Şimdi tabi TÜİK ile ilgili de kalkıyor gelmek istiyor. Tabi İstatistik Kurumu Başkanımız bunlara randevu vermiyor.

Randevu vermeyince bu küplere biniyor. Bu devletin kurumlarının sana veya avanene hesap verme sorumluluğu yoktur. Onlar hesabı sadece sorumlusu olduğu birinci derecede Cumhurbaşkanı, bunun dışında da ilgili bakanlara verirler. Ben istediğim zaman bu birimlerden bilgileri alırım. İlgili bakan arkadaşlarımız bilgileri alırlar ama hiçbir zaman kalkıp da sana hesap verme mecburiyetleri yok. Eğer bilgi almak istiyorsan yazılı olarak gönderirsin onlar da sana yazılı olarak cevabı verirler.

Bununla şunu anlatmak istiyorum. Artık eski Türkiye yok. Şimdi yeni Türkiye ve geleceğin Türkiye'si var. Yeni Türkiye ile geleceğin Türkiye'si artık farklı dokunuyor. Çünkü 2023'e biz Allah'ın izniyle farklı gireceğiz. Farklı girerken de 2015'te yaşadıklarımızı daha önce yaşadıklarımızı da yaşamak istemiyoruz."

Cem Vakfı kurucu üyelerinden Ercan Güvenç'in Alevilerin yaşadıkları birtakım sorunları ve taleplerini dile getirmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Az önce onu da güzel ifade ettiniz. Bu işi şu anda en büyük tahrik unsuru olan yurt dışı, yurt dışında da birinci derecede Almanya. Almanya'da da özellikle Alevilik'ten öte Ali'siz Alevilik ile adeta bir yeni din ihdası öne sürülüyor. Cumhuriyet Halk Partisi orada o işi yürüteni de hatta buradan aday yapmak da istedi. Bunların da zaten kimler olduğunu bilirsiniz. Ciddi de onlara para desteği veriyorlar. Bundan 2 yıl öncesi rakamla 30 milyon avro yıllık, bunlara bir parasal destekleri de olmuştu.

Şimdi Türkiye'de mesela ben belediye başkanlığım döneminde, şimdi de yine bizim partinin belediyeleri noktasında arkadaşlarımıza tavsiyemiz şudur, özellikle cemevi vesaire açma noktasında destek aradıkları zaman elinizden gelen desteği verin. Ben belediye başkanlığımda Küçükköy tarafında bir yer tahsis ettim. Tahsis etmekle kalmadım bir de bu cemevinin yapılması için kendilerine, beton vesaire falan bunları vermeye kalktım bunlar birbirine girdi.

Sen nasıl olur da kalkıp Tayyip Erdoğan'dan bu desteği alırsın. Yani böyle bir sıkıntı şu anda Alevi kardeşlerimizin arasında var. Anlaşamıyorlar, burada bir defa mali noktadaki destek konusunda da anlaşamıyorlar. Devletten alalım mı? Almayalım mı? Sözleri şu, eğer alırsak devletin güdümüne gireriz. Bunu işliyorlar. Biz de diyoruz ki niye güdüme gireceksin ki?

Yani belli bir ücreti devlet ihdas ediyor da veriyorsa zaten verir. Niye güdümüne gireceksin? Ama bu anlayış da var. Önce bunun halli gerekiyor. Bunun halli gerektiği takdirde birçok şey daha da kolay aşılabilir. Bütün mesele birbirimizi anlamak. Birbirimizi anladığımız anda zaten bu ülkenin evlatlarıyız, bu milletin evlatlarıyız. Dolayısıyla bu sorunu da gidermiş oluruz. Olay bu."

(Bitti)


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum