- BEYLİKDÜZÜ'nde özel bakım evinde kalan epilepsi hastası otizmli Uğur Yıldırım'ın (22) ölümüne ilişkin davanın ikinci duruşması görüldü. Yıldırım'a fazla dozda ilaç verdiği öne sürülen ve hakkında müebbet hapis cezası istenen hemşire Sabahat Taş savunmasında "İlacı, doktorun vermiş olduğu dozda ve vermem gereken zaman diliminde verdim" dedi. Duruşma, eksik hususların giderilmesi için 21 Ekim'e ertelendi. Beylikdüzü'nde özel bir bakım evinde kalan epilepsi hastası otizmli Uğur Yıldırım'ın (22) ölümüne ilişkin davanın ikinci duruşması Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmada tutuksuz sanıklar, Aybüke Liman, Ayfer Güzel, Bahar Güler, Türcan Özsoy, Yunus Emre Eşin ve Sabahat Taş hazır bulunurken, Çilem Köçer ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Bir sanık ise duruşmaya katılmadı. Müşteki anne Dilek Barut ve taraf avukatları da hazır bulundu.'SABAHAT'İN UĞUR'A İLAÇ VERDİĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM'Duruşmada savunma yapan, tutuksuz sanık Çilem Köçer, "Kat görevlisi Yunus Emre Eşin ile hastayı odadan çıkardık. Ara ara Uğur'u kontrol etmek için odaya geliyorduk. Yunus Emre, başka bir hastanın sevki için kurumdan ayrıldı. Geri geldiğinde yemek saati olduğu için Uğur'un odasına gittik. Uğur'un boncuk boncuk terlediğini gördük. Üzerinde 4-5 pantolon, 7-8 kazak ve birkaç mont vardı. Hemen kurumun sağlıkçısı olan Sabahat Taş'a haber verdik. Kıyafetlerini çıkardık. Sabahat Taş isimli sağlıkçımız Uğur'a müdahalede bulundu. Bu aşamada Sabahat'in Uğur'a ilaç verdiğini düşünmüyorum. İlaçların saati ve miktarı ciddi şekilde takip ediliyordu. Saati gelen ilaçlar Sabahat Taş tarafından hastalara verilirdi. Ne şekilde Uğur'a olması gerekenden fazla ilaç mı verildi anlamıyorum. Çünkü kurum bu konuda disiplinliydi. Uğur, görevli tarafından kendisine verilen ilacı kendi eli ile içerdi, başka şekilde ilaç kabul etmezdi. Bu yüzden biz ilacı onun eline verirdik" ifadelerini kullandı.'DOKTORUN VERMİŞ OLDUĞU DOZDA İLAÇ VERDİM'Sanık Sabahat Taş ise savunmasında, "Bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmiyorum. Daha önce de belirttiğim gibi doktorun vermiş olduğu dozda ve ilacı vermem gereken zaman diliminde verdim" dedi. 'UĞUR, NE KADAR İLAÇ VERİLİRSE ONU İÇERDİ'Duruşmada beyanda bulunan Uğur Yıldırım'ın annesi Dilek Barut, sanıkların tutuklanmasını talep ederek, "Kamera kayıtlarında her şey mevcuttur. Oğlumun ajite olduğu söylendi ama kamera kayıtlarında ajite olmadığı görülmektedir. Sanıkların tutuklanmalarını talep ediyorum. Yalan beyanda bulunuyorlar. Uğur, ne kadar ilaç verilirse onu içerdi. Az verilirse az, çok verilirse çok içerdi. Çocuğumun yüzüne bastırmışlar, başında iki kişi vardı" diye konuştu. DURUŞMA 21 EKİM'E ERTELENDİDuruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin devamına ve dosyadaki eksik hususların giderilmesine karar verilmesini talep etti. Müşteki avukatlarının sanıkların tutuklanmasına yönelik talebini değerlendiren mahkeme heyeti, bu talebi reddetti. Ara kararını açıklayan heyet, sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin ayrı ayrı devamına, dosyadaki eksikliklerin giderilmesine ve duruşmanın 21 Ekim'e ertelenmesine hükmetti.İDDİANAMEDENOlay, 22 Kasım 2024'de Beylikdüzü'ndeki özel bir bakım merkezinde meydana geldi. Hemşire Sebahat Taş'ın bakım merkezinde yaşayan hastası Uğur Yıldırım'a fazla doz ilaç verdiği öne sürüldü. Rahatsızlanmasının ardından hastaneye kaldırılan Yıldırım, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Hastaneye getirilen Yıldırım'ın bileklerinde morluklar görülmesi üzerine polis ekiplerine haber verildi. Başlatılan soruşturma kapsamında, olay sırasında aynı katta, görevliler Yunus Emre Eşin, Mehmet Özkan Tıraş, Çilem Köçer, Ayfer Güzel, Bahar Gürel, Yağmur Erkişi, Türcan Özsoy ve Sabahat Taş'ın bulunduğu tespit edildi. Kamera kayıtları incelemeye alındı. Kayıtlarda, Yunus Emre Eşin'in Uğur Yıldırım'ı odaya ittiği, Yıldırım'ın odadan çıkmak istemesine rağmen zorla tutulduğu, bu sırada bakım personeli Bahar Güler'in temizlik yaptığı görüldü. Olaydan kısa süre sonra Yıldırım'ın elinin kapı dışında yere düşmüş halde görüldüğü, ardından Aybüke Liman ve Yağmur Erkişi'nin ellerinde torbalarla odaya girdiği, Ayfer ve Bahar'ın ise katta temizlik yapmaya devam ettiği tespit edildi. Yıldırım'ın otopsi raporunda, ilaç fazlalığı nedeniyle öldüğü belirlendi. Raporda, normalde 100 ile 400 miligram olması gereken ilacın dozunun 11 bin 958 miligram olduğu tespit edildi. İlacın kurum hemşiresi olan Sabahat Taş tarafından verildiği ve olası kast ile öldürme suçunu oluşturduğu değerlendirildi. Olayla ilgili yürütülen soruşturmanın tamamlanmasının ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, tutuksuz yargılanan sanıklardan Sabahat Taş hakkında 'Beden ve ruh bakamından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiyi kasten öldürme' suçundan müebbet hapis; Türcan Özsoy, Yağmur Erkişi, Ayfer Güzel ve Bahar Güler hakkında 'Beden ve ruh bakımından engelli olan kendisini savunamayacak kişiye yönelik suçu bildirmeme' suçundan 1 yıl 6 ay, Yunus Emre Eşin, Aybüke Liman ve Mehmet Özkan Tıraş hakkında 'Kasten yaralama' suçundan 2 yıl 3 aydan 5 yıl 6 aya kadar, Çilem Köçer hakkında ise 'Kasten yaralama' ve 'Beden ve ruh bakımından engelli olan kendisini savunamayacak kişiye yönelik suçu bildirmeme' suçlarından 2 yıl 3 aydan 5 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.
Gündem
Yayınlanma: 24 Haziran 2026 - 17:54
Güncelleme: 24 Haziran 2026 - 17:54
Beylikdüzü'nde fazla doz ilaç verildiği öne sürülen epilepsi hastası Uğur'un ölümüne ilişkin dava 21 Ekim'e ertelendi
Ceren KÜP / İSTANBUL, (DHA) - BEYLİKDÜZÜ'nde özel bakım evinde kalan epilepsi hastası otizmli Uğur Yıldırım'ın (22) ölümüne ilişkin davanın ikinci duruşması görüldü
Gündem
24 Haziran 2026 - 17:54
Güncelleme: 24 Haziran 2026 - 17:54





