BURSA'da Mudanya Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Cansu Selin Yurtseven'in İstanbul'daki bir kafe ortamında hayata geçirdiği 'Geleceğe Mektup' projesi ile katılımcılar, gelecekteki kendilerine ya da yakınlarına mektup yazarak yıllar sonra kendileriyle yüzleşme fırsatı buluyor. Mektupların 1, 3 ve 5 yıl gibi belirlenen tarihlerde sahiplerine gönderileceğini söyleyen Dr. Yurtseven, "Biz 'Geleceğe Mektup' projesini, kişinin kendisine yazması hedefiyle başlatmışken anneler, babalar çocuklarına yazmaya başladılar. Doğum günlerine mektuplar yazıldı. Ya da çeşitli hastalıkları olan kişiler, iyileşmiş hallerine mektuplar yazdılar" dedi. Mudanya Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Cansu Selin Yurtseven'in, terapilerde fazlaca kullanılan 'mektup' tekniğinden esinlenerek bir kafe ortamında geliştirdiği 'Geleceğe Mektup' projesi katılımcılara, gelecekteki kendilerine ya da yakınlarına mektup yazarak yıllar sonra kendileriyle yüzleşme fırsatı sağlıyor. Kafeye gelen katılımcılar, ilk olarak masalarına gelen mektup setleri arasından kişisel beğenilerine uygun seçimler yaparak mektuplarını yazıyor. Ardından set içerisindeki etiketlerle zarfını kişiselleştirip, rengarenk mühürler arasından seçim yapıp, erittikten sonra zarfın üzerine döküyor. Mührü damgalayan katılımcı, zarfını ay ve yılların yazılı olduğu kutuya atarak işlemlerini tamamlamış oluyor. 'MEKTUP YAZMA, İNSANA YARDIMCI OLAN BİR TEKNİK'Projenin ortaya çıkışından bahseden Dr. Cansu Selin Yurtseven, "Bizler genelde terapilerimizde pek çok ekolle çalışırken mektup tekniklerine yer veririz. Mektup teknikleri, genellikle kişilerin hem duygusal boşalımını sağlamaya yarayan hem farkındalığını artırmaya yönelen hem iç görüsünü artırmaya yarayan, aynı zamanda hedef belirlemesine ve bu hedeflere yönelik belirgin adımları atabilmesine yardımcı olan tekniklerdir" diye konuştu. 'TERCİH EDİLEN TARİHE KADAR MEKTUPLARI SAKLIYORUZ'Dr. Yurtseven, "Projeyle beraber terapide kullandığımız bu tekniği daha sosyal hayata indirgedik diyebilirim. Aynı zamanda dijitalleşmekte olduğumuz bu kültürün içerisinde, biraz daha geleneksel mektup tarzını yeniden geri getirmeye yönelik bir adım attık. Aslında bu proje, bir kafenin bir köşesinde başlayan bir hikaye oldu bizim için. Burada bir mektup köşemiz var. Raflardan oluşuyor, üzerlerinde aylar ve yıllar yazıyor. Talebini ileten herkese öncelikle masasına bir mektup seti gidiyor ve kişi gelecekteki kendisine yönelik bir mektup yazıyor. Bu mektubu ister 1 yıl sonraya, ister 3 yıl sonraya, isterse 5 yıl sonraya yazabiliyor. Mektup setinin içerisinde kağıt, kalem, etiketler ve pullar mevcut. Kişi, o esnada kendine mektubunu yazıyor. Zarfladıktan sonraysa bunu biraz daha modern bir hale getirdik. Zarfını etiketlerle kişiselleştiriyor. Ardından iç bölümde bir mühür alanımız var. Orada rengarenk mühürlerden tercih ettiğini eriterek, zarfın üzerine döküyor ve istediği şekilde damgayı basarak mektubunu hazır hale getiriyor. Sonrasında ise raflardan tercih ettiği alana zarfı bırakıyor. Tercih ettiği alan dediğim yerse aslında hem ayların hem de yılların yazılı olduğu kutular. Zarfını tercih ettiği kutuya bıraktıktan sonra biz bu mektubu o tarihe kadar saklıyoruz" dedi. 'DÜŞÜNMÜYOR, YÜZLEŞMİYOR VE HİSSETMİYORUZ'Şimdilik mektupların en fazla 5 yıla kadar saklanabileceğini belirten Yurtseven, "Mektubu o tarihe kadar sakladıktan sonra, günü geldiğinde kendisine postalıyoruz. Bu, aslında kişilerin kendileriyle yüzleşebilecekleri, bazen içlerinde tuttukları ve kendilerine yük olan bazı duyguları boşaltabilecekleri, regüle edebilecekleri bir fırsat aynı zamanda. Kendileriyle karşılaşabilecekleri, kendileriyle yeniden tanışabilecekleri bir fırsat. Çünkü aslında bizler gündelik yaşamda hayatı biraz daha otomatik pilotta yaşıyoruz diyebilirim. Günü başlatıyor ve bitiriyoruz. Düşünmüyor, fark etmiyor, yüzleşmiyor ve hissetmiyoruz. Bu tarz etkinlikler, aynı zamanda bu temasları da sağlayan etkinlikler. Dolayısıyla en temelde kişinin kendisiyle temas etmesine yardımcı olmaya çalışıyoruz" diye konuştu. 'ZARFA ANINDA ÇIKAN FOTOĞRAF EKLENEBİLİYOR'Projenin, katılımcıların talepleri üzerine de şekillendiğini söyleyen Dr. Cansu Selin Yurtseven, "Biz 'Geleceğe Mektup' projesini, kişinin kendisine yazması hedefiyle başlatmışken anneler, babalar çocuklarına yazmaya başladılar. Özellikle henüz okuma-yazma bilmeyen çocuklarının okuma-yazma öğrenecekleri tarihlere mektuplar yazıldı. Doğum günlerine mektuplar yazıldı. Ya da çeşitli hastalıkları olan kişiler, iyileşmiş hallerine mektuplar yazdılar. Aslında projemizin hayal ettiğimizin çok daha ötesinde bir noktaya temas ettiğini düşünüyorum. Ben bunu biraz daha teknolojiyle birleştirmeyi hedefliyorum. Gelen talepler doğrultusunda öncelikle sürenin uzatılması konusu var. Ancak benim fikirlerim biraz daha dediğim gibi teknolojiyle birleşmesi noktasında. İlk olarak projeye anında çıkan fotoğrafları ekledik. Aslında yola böyle çıkmamıştık. Kişi, yıllar önce o mektubu yazarken çekilmiş olduğu bir fotoğrafını da zarfın içerisine ekleyebiliyor. Böylece yıllar sonra mektup kendisine geri geldiğinde, o günkü halini de bu fotoğraf sayesinde görebiliyor" dedi. 'TERAPİYE GELMEYEN KİŞİLERE DE BİR FIRSAT YARATMAK İSTEDİK'Şu an için katılımcıların mektupları ellerine ulaştığında duygu ve düşüncelerini dinlemek istedikleri bir takip sürecinin olmadığını ifade eden Yurtseven, "Bunu bilimsel bir çalışmaya dönüştürmek gibi, şu aşamada bir fikrimiz bulunmuyor. İlerleyen zamanlarda tabii ki olabilir. Çünkü aynı zamanda akademisyen yanımız da olduğu için bunu bilimsel bir tarafa taşıyabilir, bir araştırmaya dönüştürebiliriz. Ancak bu proje bilimsel bir çalışma amacıyla ortaya çıkmadı. Daha çok terapötik müdahalelerimiz içerisinde bireylere ve danışanlarımıza önerdiğimiz yöntemleri, onların sosyal hayatlarıyla da birleştirebileceğimiz bir uygulamaya dönüştürmek istedik. Aynı zamanda terapiye gelmeyen kişilerin de en azından bir noktada, içeride uyguladığımız bazı müdahaleleri kendi kendilerine deneyimleyebilecekleri bir fırsat yaratmaya çalıştık" diye konuştu. 'YAZMAK, HEDEFİ SOMUT HALE GETİRMEKTİR'Projenin Türkiye'de ilk defa yapıldığını, Posta ve Telgraf Teşkilatı'nın (PTT) yaptığı bazı uygulamalar ile benzerlik gösterdiğini ancak konseptinin farklı olduğunu söyleyen Dr. Yurtseven, "Projenin dünyada benzer bazı örnekleri var ancak Türkiye'de hiç denk gelmedik. Kişi aktardıkça ve anlattıkça karşısındakinden herhangi bir yanıt almasa bile bazı duygularını, düşüncelerini, deneyimlerini sesli bir şekilde aktardığında bile bazen bu onun için bir yüzleşme anlamına geliyor. Bizim terapide yaptığımız yüzleştirmeyi, kendisi ifade ederek sesli bir şekilde duyduğunda kendine yapıyor ya da okuduğunda. Bunun dışında aslında kişi zihninden çok fazla şey geçirebilir, birçok hedefi olabilir ama yazmak bunları somut hale getirmektir aynı zamanda. Oradaki umudu da belirlenen adımları da daha belirgin hale getirmesine yardımcı olur. Bu sebeple aslında onları kağıda aktarıyor olması onu daha rahat harekete geçebilir hale getiriyor" dedi.
Genel
Yayınlanma: 16 Temmuz 2026 - 10:54
Güncelleme: 16 Temmuz 2026 - 10:54
'Geleceğe Mektup' projesiyle yazılan duygular, yıllar sonra sahibine ulaşıyor
Memet Can YEŞİLBAŞ/BURSA, (DHA)- BURSA'da Mudanya Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr
Genel
16 Temmuz 2026 - 10:54
Güncelleme: 16 Temmuz 2026 - 10:54








