1990'lı yılların sonları. Yerel televizyonlar hızla yaygınlaşıyor. Televizyonların ve radyoların çoğalmasıyla birlikte her vilayette bir elin parmaklarını geçmeyen muhabir sayısı birden onlarla telafuz edilmeye başlanmış. Bende mesleğe o furyada başladım.
O zamanlar yerel basın şimdiki gibi değildi. Her toplantıya gidilir, bürokratların gezileri takip edilir, özellikle köy gezilerinde vatandaşlarla konuşulur, şikayetler ve istekler dinlenir haber yapılarak yetkililere duyurulurdu. Günümüzde ise artık basın toplantıları en aza indi, kurumlar haberlerini kendieri yazıp servis ediyor.
Karaman Valisi Hakkı Teke. Bir Taşeli gezisi. Valiliğin tahsis ettiği bir minibüsle köy gezilerindeyiz. Akşam üzeri geziler bitti. Artık döneceğiz. O zamanki basın müdürü Hulisi Bey Sarıveliler Uğurlu köyünden. 10 dakika köye uğrayıp, öyle dönmeyi teklif etti. Uğurlu köyünde köyün içine dağıldık. Köy içinde bir çeşme. 70 'li yaşlarda bir teyze 2 eşek 2 katırı çeşmede sulamaya getirmiş. Belliki tarladan geliyor. Yüzünde yılların verdiği yorgunluk uzaktan bile belli oluyor.
Bir köylü bana " Bu kadın kim biliyormusun? Profösör Ayşe Baysaloğlunun ablası" dedi. İlgimi çekti. Kısa bir merabalaşıp hal hatır sorduktan sonra Ayşe Baysaloğlu'nu sordum. O da çeşmenin başında bana hikayesini anlattı.
Köy enstütüleri kurulduğu zaman hükümet köylerden durumu iyi olmayan ailelerin çocukları okusun, öğretmen olsun diye öğrenci topluyor. Bana dediki, " Bizede geldiler. Ayşe çelimsiz haskalıklı bir çocuktu. Ben ise sağlıklı, güçlü kuvvetliydim. Babam gelen yetkililere Ayşe okula gitsin o buralarda yapamaz dedi. Ben ise her işi yapabilirdim. Yıllar geçti kardeşim, öğretmen oldu, profösör oldu. ben ise hala köyde çalışıyorum. Eşekleri suluyorum, tarla işlerini yapıyorum. Pişmanmıyım, değilim. Kaderimiz böyleymiş. Fakat çocuklarımı okuttum. İçlerinde müdür olan var, öğretmen olan var. ben okuyamadım ama onları okuttum" diye anlattı. Elini öptüm ayrıldım.
Bu hiyake beni çok etkilemişti. Demekki kader böyle bir şey. Bu teyzemiz büyük ihtimalle rahmetli olmuştur. Yattığı yer nur olsun. Sosyal medyede gezerken Oktay Sinanoğlu'nun Ayşe Baysaloğlu'nun hayatıyla ilgili bir yazısı dikkatimi çekti. Hemen aklıma yaşadığım bu olay geldi.Köy enstütüleri aklıma geldi. Onlarca yıl önce Ermenek'in bir köyünden giden çelimsiz bir kız çocuğu o imkansızlıklar içinde dünya çapında ünlü bir profösör olabiliyormuş. İmkan verilen profösör, öbürü çoban. O bölgede her evde mutlaka bir kaç öğretmen vardır. üniversiteye bitirme oranı çok yüksek. Temeller yıllar önce atılmış.
Bu yazımın sonunda Sinanoğlu'nun Mercimekçi teyze hakkında yazdıklarını paylaşıyorum:
1930 yılında
Karaman'ın
Uğurlu köyünde
Bir kız çocuğu dünyaya geldi.
Adını Ayşe koydular.
Ayşe 15 yaşına kadar köyde eğitim aldı.
Sonra Köy Enstitüsüne gitmek istedi.
Köy Enstitüsü İvriz'deydi.
Bir çıkı hazırladılar Ayşe'ye..
İçine çökelek, pekmez, yufka koydular.
4 Temmuz 1945'de yürüyerek yola çıktılar eniştesiyle.
İki geceyi dağda geçirdiler.
Karaman'a vardılar, oradan kağnı ile Ereğli'ye.
Oradan İvriz'e.
Ayşe öylesine okuma heveslisiydi ki.
1950 yılında
İvriz köy Enstitüsünü
Birincilikle bitirdi.
Ardından
Ankara Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulu kazandı.
Onu da birincilikle bitirdi.
Ankara Valisi Kemal Aygün
Ayşe'yi takip ediyordu.
Gel danışmanım ol dedi,
Ama o
"Köylere gidip çocukları yetiştirmem gerek"
deyip öğretmenliği seçti.
Trabzon-Vakfıkebir ilçesi
Beşikdüzü’nde öğretmenliğe başladı.
Yetmiyordu, daha çok şey yapmalıydı çocuklar için.
Burs bularak ABD’ye gitti.
Wisconsin Üniversitesi’nde doktora yaptı.
Okulda hoca ol dediler.
Ama o
'Ülkemdeki çocuklara bakmam gerek’ dedi,
Ankara’ya döndü.
Hacettepe Üniversitesi
Temel Bilimler Yüksek Okulu’na bağlı
Beslenme Bölümü’nde ders vermeye başladı.
Yetmedi.
Kişisel çabalarla
Ankara Üniversitesi Ev Ekonomisi Yüksek Okulu’nu kurdu.
Burada bir laboratuvar açtı.
Köydeki çocukların hastalıklarına çare olmak için kimyasallar hazırladı.
Köydeki salgınlara karşı ishali engelleyen bir ilaç geliştirdi.
Türkiye’nin her köyüne ilaç yolladı.
Ve tüm bunları parasız yaptı.
Bir vakıf kurdu;
Beslenme Eğitimi ve Araştırma Vakfı
BESVAK.
Burada burs beslenme uzmanları yetiştirdi, kurslar verdi.
Yetmedi.
Vakıf bünyesinde çocuklara burs sağladı ve okuttu.
Bilhassa kız çocuklarını,
Yani, kendi gibi köylü kız çocuklarını…
Prof. Dr. Ayşe Baysal
2016 yılında
86 yaşında
Ankara'da
Vefat etti.
Laboratuvarda besin üzerine çalışmalar yaptı.
Köy Enstitülerinin neden gerekli olduğunun
En CANLI örneklerinden birisidir Prof. Dr Ayşe BAYSAL
("Mercimek teyze" olarakta biliniyordu.)"



