İki de keklik bir kayada ötüyor,
Ötme de keklik derdim bana yetiyor,
Aman aman yetiyor.
Annesine kara da haber gidiyor.
Yazması oyalı kundurası boyalı,
Yar benim aman aman yar benim
Uzun da geceler yar boynuma sar benim.
Aman aman sar beni.
İki de keklik bir derede su içer,
Dertli de keklik dertsizlere dert açar,
Aman aman dert açar.
Ona yanık sevda derler tez geçer.
Yazması oyalı kundurası boyalı,
Yar benim aman aman yar benim
Uzun da geceler yar boynuma sar benim.
Aman aman sar beni.
Keklik türküsü hepimizin bildiği ve severek dinlediğimiz anonim bir türküdür. Keklik sesi de kuşlar içinde en güzel seslerden biridir. Keklik toroslarda genellikle saban güneş doğarken öter ve o civada bulunan insanlar huzur içinde o sesi dinleyerek güne başlarlar.
Günün en güzel haberlerinden biri Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından Karaman’a tahsis edilen 500 adet kınalı kekliğin, Nunu Vadisi Devlet Avlağı Bucakkışla – Avgan köyleri bölgesine bırakılmasıydı.
Keklik doğal hayatın korunmasında, biyolojik mücadelede çok önemli bir hayvan. Köylerimizde belli bir yaş üzerinde olan insanların anlattıkları avcılık hikayelerini bir çoğumuz dinlemiştir. Anlattıkları sayıların bazıları abartılmış olabilir ama bir çoğuda gerçektir. Eskiden köylerde özellikle Ermenek bölgesinde evlerde kanarya, muabbet kuşu değil keklik beslenirdi. Zaten o yüzden Taşeli bölgesinin simgesi keklik olmuştur. Çok değil bir 30-40 yıl önce Torosların her yerinde keklik sesini duymak mümkündü. Şimdi ise şanslıysanız keklik sesini duyabilirsiniz. Keklik şimdi insanların ulaşamadığı sapr yerlerde kaldı.

Bir dişi keklik yumurtladığında 10 ile 15 arasında yumurta yumurtlar. Bu yumurtalardan çıkan palaz denilen yavrular 3-4 ayda yetişir. Acaba dağlarımızda kekliğin azalmasının tek sebebi bilinçsiz avcılıkmı sorusunu sorabılırız. Hayır tek nedeni avcılık değil. Tarlalara atılan kimyasal gübreler, bahçelere atılan zehirli ilaçlar gibi bir çok nedeni var. Peki korumayla, doğaya salınmasıyla keklikler çoğalabilir, dağlarımızı yine keklik sesiyle yankılanır mı?
Hatırlanacağı gibi yaklaşık 15 senedir dağlarımıza her yıl belirli sayıda keklik salımı yapılıyor. Geçmişte Nunu Vadisine onlarca sülün bırakıldı. Ben Nunu da yaşayan insanlara sorduğumda hiç sülün görmediklerini söylüyorlar. Yani bir tanesi bile doğal ortama ayak uydurup hayatta kalamamışlar. Bu hayvanlar çiftliklerde yetiştiği için yaban hayatını tanıma şansları yok. İnsandan kaçmıyor, çakal, tilki ve vaşaklara kolay av oluyorlar. Yinede az da olsa yaşama şansları var. Çünkü hala dağlarımızda doğal ortamda yetişmiş keklikler bulunuyor. Bu kekliklerin sürülerine karışabilirlerse kendilerini kurtarırlar.
Keklik avınında belli bir süre tamamen yasaklanması lazım. Avcılarımız da kuralla uyması gerekir. Doğal hayatı koruyalım ki çocuklarımız bu hayatı tanıma şansına sahip olsunlar. Dağlara çıkalım. Fakat keklik avı için değil, keklik sesi dinlemek için. Bu çalışmada emeği geçenlere teşekkür ediyorum. 500 keklikten 50 tanesi uyum sağlarsa bu sayı yine 2 senede 500 olur, 700 olur. Nasıl iyi korununca Nunu Vadisinde artık yaban keçileri gözükmeye başladığı gibi.



